JeoNET

Biliyor musunuz?

0 - 1 - 2 - 3 - 4 - 5 - 6 -


21 - 30
Toplam 64

21. Baraj mühendisliği, uygarlığın bir parçası olarak 5000 yıldan beri insanlığın hizmetindedir. Çin'de Hindistan'da ve Mısır'da eski uygarlıklardan kalma birçok baraj kalıntısına rastlamak mümkündür. Türkiye'de Romalılar zamanından kalma iki adet baraj kalıntısı vardır. Bunlardan birincisi, Ankara'nın 190 km kuzeyindeki Örükkaya'daki barajı olup yüksekliği 16 m, uzunluğu 40 m dir. Diğeri ise İstanbul'un 210 km güneyinde Çavdarhisar'da Kocasu üzerinde 7 m yüksekliğinde ve 80 m uzunluğundaki barajdır. Her iki baraj da iki taş duvarla kaplanmış toprak çekirdekten oluşmaktadır.

22. Ülkemizde lületasi, yüzyillardan beri bilinen ve geleneksel ihraç ürünlerimizden olan bir mineral olmasina karsilik, sedimanter olusumlu, tabakali tip sepiyolit yataklarina yönelik arastirmalar son yillarda baslatilmis ve kullanim alanlarinin tespitine yönelik teknolojik çalismalar yürütülmüstür. Atapulgit ise, ülkemizde halen üretimi olmayan, ancak jeolojik olarak çesitli yörelerde bulunmasi muhtemel bir kil mineralidir.

23. Levha hareketleri, kıtaların ve okyanusların yerlerini ve biçimlerini değiştirir. Kıtasal levhalar birbirlerine yakınlaştıklarında, mantonun içine dalmak yerine, birbirleriyle çarpışırlar. Bu basınçla oluşan kırılmalar ve yığılmalarla da sıradağlar oluşur.

24. Magmatik kayalar, yüksek sıcaklığa sahip, basınç altında çözelti halinde bulunan çeşitli silikatlar,oksitler, sülfürler ve uçuculardan oluşmuş magma adı verilen doğal eriyiklerin soğuyarak katılaşması yoluyla meydana gelir. Magma yerkabuğu içinde farklı derinliklerde yerleşir.

25. Başkalaşım kayaçları veya metamorfitler olarak da adlandırılan ve yerkabuğunun yaklaşık % 27'sini oluşturan metamorfîk kayaçlar, önceden mevcut kayaçlann, sıcaklık, basınç ve kimyasal olayların etkisi altında metamorfizmaya (başkalaşma olayı) uğraması sonucu meydana gelirler ve metamorfizma derecesi ile oluştukları kayacın kimyasal bileşimine göre çeşitli tip ve özellikte bulunurlar.

26. Alüminyum, doğada bileşik halde (oksit halinde ) bulunur ve yerkabuğunun yaklaşık %8’ini oluşturur. Alüminyum üretiminin en önemli hammaddesi olan Boksit minerali %30-60 alüminyum oksit içerir. Dünyada boksit rezervlerinin en fazla olduğu ülkeler Avustralya, Jamaika, Gine ve Brezilya olarak sıralanabilir.

27. Türkiye’nin tatlı su potansiyelinin yaklaşık %10’luk bölümünü yeraltı suları oluşturur. Yeraltı suları aynı zamanda sulakalanları besleyen önemli kaynakların başında gelmektedir. Pek çok işlevi olmasıyla birlikte, özellikle denizin etkisini azaltarak kıyıdaki ve lagünlerdeki tuzlanmayı önler. Kıyılardaki aşırı yeraltı suyu çekimi bu işlevi sona erdirir ve tuzlanma başlar.

28. Yeraltı suyu kirlenmesinin en büyük sebebi, evsel ve endüstriyel atıkların arıtılmadan alıcı ortamlara verilmesidir. Katı, sıvı ve gaz atıklar alıcı ortama verildikten sonra; iklim durumuna, toprağın yapısına, yeryüzü şekline, atığın cinsine ve zamana bağlı olarak yeraltı sularına karışır.

29. Madenlerimizin gerekli jeoloji ve madencilik yöntemleriyle sistemli olarak araştırılması ve işletilmesi amacıyla 22 Haziran 1935 tarihinde 2804 sayılı yasayla Maden Tetkik ve Arama Enstitüsü kurulmuştur.

30. Depremler levhaların birbirlerini dokunduğu sınırda oluşan deformasyon ve kırıklarla ilişkili olduğundan deprem odakları levha sınırlarını belirler. Şekilde görülen deprem odaklarının belirgin sınırlar boyunca oluşturduğu diziler 'Deprem Kuşakları' olarak adlandırılır. Ülkemizin üzerinde bulundugu deprem kuşağına 'Alp-Himalaya deprem kuşağı' denir.

 :: JeoNET :: 
Aralık 2004