JeoNET
Biliyor musunuz?
41 - 50
Toplam 64
41. 60 milyon yıl önce, üçüncü jeolojik devirde Toroslar yükseldi, kuzeydeki Anadolu platosunun sıkışmasıyla yanardağlar faaliyete geçti. Erciyes ve Hasandağı ile ikisinin arasında kalan daha küçük Göllüdağ lavlar püskürttüler. Platoda biriken küller yumuşak bir tüf tabakası oluşturdu. Tüf tabakasının üzeri yer yer sert bazalttan oluşan ince bir lav tabakası ile örtüldü. Bazalt çatlayıp, parçalara ayrıldı. Yağmurlar çatlaklardan sızıp yumuşak tüfü aşındırmaya başladı. Isınan ve soğuyan hava ile rüzgarlar da oluşuma katıldı. Böylece sert bazalt kayasından şapkaları bulunan koniler oluştu. Bu değişik ve ilginç biçimli kayalara halk bir ad yakıştırdı. "Peribacası" dedi. Bazalt örtüsü olmayan tüf tabakaları ise erozyonla vadilere dönüştü, ilginç şekilli kanyonlar oluştu.
42. Yerkabuğundaki bir çok faktör yaşamımızı etkilemektedir. Günümüzde milyonlarca insan radon, toryum, uranyum, arsenik, civa, kurşun, kalay, kobalt, nikel, molibden, silisyum, bakır, kadmiyum, kükürt, magnezyum, talyum, flor, iyot, vb. elementlerin azlığından veya çokluğundan dolayı sağlık sorunları yaşamıştır ve yaşamaktadır. Bununla birlikte insanlar binlerce yıl boyunca veba, çiçek, humma gibi hastalıkların tedavisinde bazı kayaçlar ve minerallerden yararlanmışlardır. Yeni gelişen ve giderek önem kazanan bu gibi konular Tıbbi Jeolojinin ilgi alanına girmektedir. Jeoloji Mühendislerini, Tabipleri, Epidemiologları, Diş Hekimlerini, Patologları, Veteriner hekimlerini, Ziraatçıları, Biyologları, Hidrojeologları, Mineralogları ilgilendiren Tıbbi Jeoloji; insan, hayvan ve bitki sağlığı üzerine ortam jeolojisinin etkilerini inceleyen bir bilim dalıdır.
43. ilk defa 1669 yılında, Steno adında Danimarkalı bir doğa bilimci, karasal alanlarda denizel tortullar ve bu denizel tortullar içindede, oluştukları zamanı simgeleyen deniz canlıları kalıntılarını fark eder ve dünyamızı oluşturan kayaçlanın bir anda değil de, zaman içinde denizlerde üst üste yığışarak oluşmuş olmaları gerekliliğine işaret eder. Tabakaların üst üst bulunuşlarından hareketlede, altta bulunan tabakanın daha yaşlı, onun üzerindede bulunanın, daha genç olması gerekliliği ilkesini (superposition) ortaya atarak, yeryuvarı tabakalarının göreli, olarak yaşlandırılabilmesi prensibinin temelini atar.
44. Aletle depremlerin ölçülmesine yönelik ilk aygıt; M.S. 132 yılında Çinli filozof Chang Heng tarafından icat edilmiştir. Bu aygıt ayaklı bir vazo üzerine eşit aralıklarla yerleştirilmiş 8 tane ejderha başı ile vazonun ayağı üzerine yerleştirilmiş 8 tane kurbağadan oluşur (Şekil.16). Kurbağların açık olan ağızları ejderhalara doğru dönüktür. Deprem sırasında ejderlerden bazıları ağızlarındaki bilyeyi kurbagaların ağzına düşürür. Hangi ejderin bilyesi düşmüşse sarsıntının doğrultusu o yödedir. Aletin kendi bulunduğu yerde hissedilemeyen yaklaşık 750 km uzaklıklardaki depremleri algılayabildiği söylenmektedir.
45. Dünya'nın sonu konusunda çeşitli modeller geliştiren Amerikan Ulusal Uzay ve Havacılık Dairesi (NASA) araştırmacılarına göre, 250 milyon yıl kadar önce tek bir süper kıta olan Dünya, 250 milyon yıl sonra yine tek bir kıta haline gelecek.
46. Minerallerin çizilmeye karşı gösterdikleri direnç sertlik olarak bilinmektedir. Minerallerin sertliği doğrudan kristal yapıları ve atomlar arasındaki bağ kuvvetleri ile ilintilidir. Bağ kuvvetleri arttıkça minerallerin sertliği de artmaktadır. Sertlik bağıl bir kavram olup, sertlik derecesinin saptanması sertliği bilinen bir mineral veya çakı, iğne vb malzemelerle deneme yoluyla yapılır. Bunun için en yaygın olarak kullanılan skala (çizelge) Mohs'un geliştirdiği çizelgedir. Mohs sertlik dizisinde 10 mineralin sertliği en yumuşak olandan en sert olana doğru sıralanmıştır. Bu çizelgeye göre en yumuşak olandan sert olana doğru yapılan sıralama şöyledir; 1. Talk, Grafit, Kaolin (Mg3 (Si4O10) (OH)2) tırnakla çizilebilir 2. Jips, Antrasit, Kayatuzu (Ca SO4 2H2O) 3. Kalsit, Dolomit (Ca CO3) çakı veya iğne ile çizilebilir 4. Flüorit (Ca F2) 5. Apatit (Ca5 F (PO4)3 6. Feldispat (Ortoklaz) (K Al Si3O8) 7. Kuvars, Agat (SiO2) 8. Topaz (Al2 (SiO4) (OH F)2 camı çizebilenler 9. Korindon (Al2 O3) 10. Elmas (C)
47. Jeoloji kelimesinin ilk kullanılışı 17. yüzyıl ortalarıdır. Ancak ona bugünkü anlamını kazandıran ise Charles Lyell (1797-1875) dir. Jeolojide zamanın ilkel kullanılışı ile ilgili en eski kayıt ve bu konudaki ilk düşüncelerin tarihsel başlangıcı ise yine 17. Yüzyıl ortalarıdır.
48. Sönmüş bir volkan olan Süphan dağı, Anadolu'nun üçüncü yüksek doruğudur.
49. Menderesli akarsularda merkezkaç kuvvetinden dolayı suy kavisin dışına yakın bölgelerinde daha hızlı, kavisin içine yakın bölgelerinde ise daha yavaş akar. Buda akıntının hızlı olduğu kavisin dış kenarında erozyona, akıntının çok zayıf olduğu kavisin iç kenarında ise sediment çökelmesine sebepolur. Bu şekilde çökelen sedimentler Dirsek Barlarını oluşturur.
50. Başlangıçta devamlı olan örtü kitlesi (nap) zamanla yer yer aşınarak birçok parçalara bölünür ve aşınan kısım altıdan genç seriler ortaya çıkar. Tabakanın görüldüğü bu yerlere tektonik pencere veya yalnızca pencere adı verilir.
